Kültür-Sanat Köşesinden
K. Ece

Değerli okuyucular!

Platfom 6. Şiir yarışması 31 Ocak 2010 tarihinde sona erdi. Bütün katılımcılara teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz.
Sonuçları Mart sayısında duyuracağız. Derece alanların ödüllerini de geçen sene olduğu gibi, -eğer mümkün olursa- şiir ve edebiyat eksenli bir proğram düzenleyip orada vermek istiyoruz.
Geçen sayımızda Özay Arslan Bey’in hac hatırlarının bir kısmını yayınlamıştık. Bu sayıda da bir kısmına yer veriyoruz. 
5. Avrupa Şiir yarışmasında beğenilen üç şiiri daha sayfalarımızda okuyabilirsiniz.
İyi okumalar dileğiyle.

     Yazışma: kerimece@hotmail.com, 




K ü l t ü r  S a n a t
BEKLEYEN

Dışarıda yağmur var, içimde hüzün
O nazlı yarimi özledim bugün
Biçare dünyadan, kaldım avare
Gelir diye yolun gözledim bugün

Sabah meltemiyle gel gir içeri
Savur saçlarını rüzgara karşı
Erenler bağının tüm güllerini
Koparıp yoluna sereyim bugün

Ne hasretim biter ne acım diner
Gün geç tikçe üste yenisi biner
Dön gel yarim artık hasretlik yeter
Hergünkinden daha beterim bugün

Kimse dolduramaz senin yerini 
Koklasam bir daha güzel tenini
Aradım yıllardır senin sevgini
Bulamadım, başım dumanlı bugün

Ah! bir daha tutsam ak ellerini
Koklasaydım yine zülfün telini
Dayayıp sinene yorgun basımı
Bütün dertlerimi unutsam bugün

Bilirim sevdiğim uzaklardasın
Ulaşılmaz, ırak diyarlardasın
Günü gelir belki birgün dönersin
O günün hayalini kurarim bugün
Mahir Islen (Almanya)

ANAYURT NOTLARINDAN 2
(Baş tarafı bir önceki sayıda)

Mezopotamya inançlarına göre Dicle´nin bir modeli Anunit yıldızında, Fırat´ın bir modeli ise Kırlangıç yıldızında bulunmaktadır. Ural-Altay inançlarına göre dağların ideal  prototipleri  göklerde, zerdüștlük  inanıșına göre yeryüzündeki her varlığın  asılları isimleriyle birlikte  semâda;  Sümer inanıșlarına göre  ise tüm Bâbil kentlerinin  ilk örnekleri  burçlarda bulunmaktadır. Mesela Sippara  kentinin ilk örneği  Yengeç Burcu´nda;  Nineveh kentinin ilk örneği Büyükayı Burcu´nda  ve Asur kentinin ilk örneği ise Arkturus Burçları´nda  bulunmaktadır. Adı geçen kentler, semâdaki ilk șekillerine göre inșa edilmișlerdir. 
Hind dinlerinde de benzer inanıșları görmek mümkündür. Hint Kraliyet kentleri, hatta modern kentler bile altın çağda , Âlemin Hâkimi´nin ikame ettiği mitolojik  semavi kent modellerine  göre kurulmuștur. Seylan´daki  Sigiriya Sarayı semavi bir kent olduğuna inanılan Alakamanda modeline göre inșa edilmiștir.
Kitab-ı Mukaddes´te de benzer ilk örnek prototiplerden bahseden açık ifadeler bulunmaktadır. Kudüs /Yerușalim/ün bir modeli semâvi âlemde mevcuttur. 
 Bazı islâm kaynaklarına göre Kâbe, göklerin yaratılmasından hemen sonra yaratılmıștır. Dünya ise Kâbe´den sonra yaratılmıștır. Yeryüzü Kâbe ile kutsallașmakta. Yeryüzünün yüceler alemiyle bağlantısını Kâbe sağlıyor. Kâbe, gökte karșılığı bulunan ve onunla kozmik sütun vasıtasıyla birleșen bir Ev. Dünyanın yaratılıșının bașlangıç noktası. Kâbe merkez.  Kâbe siyah perdelerle sırlanmıș Sevgilinin Evi. Șu an, șimdi Sevgili siyah perdelerin ardında. Sanki içeride camına taș atmamı bekliyor. Taș cama tıklayınca perde aralanacak. Yüceler ile bağlantımızı Kâbe sağlıyor. Yedi kat göğün üstünde ve arșın altında bulunan „Beyt-i Mahmur/Darrah“  onun karșılığıdır. Arșın altından, yerin yedinci katına kadar uzanan kozmik bir sütun hükmündedir. Bu sütunla yer ile göğün birleștirilmesi, Mutlak Yaratıcı´nın yeri de mülkü olarak onaylaması ve kutsaması anlamına geliyor. 
Kâbe bizim müjdecimiz. Onun eliyle gerçekleșecek ikinci kurtulușun habercisidir. Bulunduğu șehrin, daha sonra dünyada meydana gelecek bütün șehirlerin anası /temeli/prototipi kılınan Kâbe, bu șehirden yayılacak medeniyetlerin de çivisi olacak ve medeniyet de onun sağlam temeli üzerine bina edilmiș olacaktır. 
Kâbe´nin temeli, Tur-i Sina, Tur-i Zeytun, Lübnan dağı, Cudi dağı ve Cebel-i Nur dan getirilen tașlarla ilk insan tarafından yükseltilmiș, cenneti ve onu sembolize eden kozmik taș Hacer´ul- Esved  aracılığıyla da cennetle olan ebedi bağlantısı kurulmuștur.  Bu özelliği yani temel tașlarının dünyanın muhtelif yerlerinden getirilmesiyle Kâbe, yeryüzünün, dolayısıyla insanın ortak alanı olmakla beraber, kutsal bünyesine parçalar kabul etmekle dünyayı da saflaștırmakta, onu kutsalın sınırları içine katmaktadır. Profan bir tek varlık yoktur. Her varlık Kâbe ile olan ilgisi nedeniyle kutsal ile bağlantılı, kutsala ilintili veya bitișiktir. Böylece Kâbe, dünya-insan-kutsal dengesini çok net biçimde ortaya koymaktadır. Bu yanıyla Kâbe, sekularizme ve profana açık ve net bir reddiye ve inkârdır. Dünyanın, yeryüzünün cennete açılan kapısı hükmündedir Kâbe. Ҫünkü onu görüp günahlarından tevbe edene cennet vacip olur.

Gün geçtikçe kalabalıklașıyor Mekke. Hacc yaklaștıkça artıyor insan sayısı. Medine´den gelenlerle otelimiz dolup tașıyor.Her gün yeni bir tartıșma, her gün yeni bir bağrıșma… Yemekte sıra kavgaları, asansör kavgaları, bayan – erkek kavgaları …vs. Sokaklar, caddeler hem otobüs, taksi, kamyon, jip, kamyonet, motor hem de insan kaynıyor. Aldığımız haberlere göre Suud bayramı bir gün öne almıș. Yani perșembe değil çarșambayı bayram ilan etmiș. Bu bizim bir gün önce arafata çıkmamız anlamına geliyor. Biz yürüyerek gideceğiz. Önce Mina´ya gidip orada geceleyecegiz. Sabah namazıyla birlikte Arafatá doğru yola koyulacağız. Toplam yürüyeceğimiz yol gidiș dönüș yaklașık 20-25 km. Ayaklarım artık tașıyamıyor vücudumu. Terlikler parmaklarıma yara açtılar. Geldiğimiz günden beri toplam dokuz saatlik uykum var. Uykusuzluk çekmiyorum buna rağmen. 
Özay Arslan (Almanya)
(Devamı gelecek sayıda)

VEDA BİLE ETMEDEN 

Rüya gibi ansızın bir gün semtime geldin,
Yeşerdiği hissiyle artık ümitlerimin,
Vecd ile o zaman ben saadetten titredim.
Lakin yine apansız geldiğin gibi gittin,
O gün, bugündür hala bilmedim, bilemedim,
Sırrını hayatımda sensiz ebediyyetin.

Dipsiz bir kayalığın üstünde duruyorum,
Kucaklamak istiyor sanki beni uçurum.
Ve ben hala  mazide hayaller kuruyorum.
Masal iklimlerine uzanan aynı deniz,
Artık eskisi gibi gelmiyor esrarengiz,
Çünkü artık sen ve ben mazide bir hayaliz.
Aşağıda inleyen, çatırdayan dalgalar,
Kayaların bağrında sükunet buluyorlar.
Atılmak için tekrar çekilirlerken geri,
Sessizliği bozuyor martılarin sesleri.
Seyrine dalıyorum ufuğa doğru uçan,
Bir kuşun, irkilerek hayaller arasından,
Yavaş yavaş bir nokta ufkumda kayboluyor,
Ve bir anda gözlerim noktalarla doluyor.
İdrakim uyanıyor kalbim feryat ederken,
Ard arda gidiyorlar kaçıyor gibi benden,
Onlarcası, yüzlercesi, binlercesi birden.
Gözlerimi kaparken yalvarış içindeyim,
Gittiklerini olsun Allah’ım görmiyeyim,
İçimde boş bir ümit olmasın dönüşleri,
Gidip gelmiyenlerin bu kaçıncı seferi?
Ah, keşke bilmeseydim bu gidiş de yine,
Değil mi iklimlerden hayal iklimlerine?
Her gidişin dönüşü olsa idi mukadder,
Belki veda ederek giderlerdi gidenler.

Ve ben hala mazide hayaller kuruyorum,
Hayallerle avunan kalbime soruyorum:
Ebediyyen gitmemiş olsa idiler eğer,
Veda bile etmeden gider miydi gidenler?

Murat Özer (ABD)

BU KENTİN BÜTÜN ERKEKLERİ

saçlarına boncuklar tak renkli taştan
renkli taştan yüzüklerini ayak parmaklarına
giy tekerlekli ayakkabını, göğüslerini aç
sal kendini göstermenin yollarına
bu kentin erkekleri kullanılmalı

tepeye çıkan dolambacı tırman
çatta sağ kolu izle, şaşırmazsın 
çıkmaz sokağın sonunda dur
yakarak öldürdüğün sevgilinin
soğumaya bıraktığın imgesini göreceksin

sarmaşık olup aynı bedende kaybolduğumuz
o ırmak sesli gecelerin
ter kokan ıslak sabahlarında
    hayatta yattık dün gece
üstümüzde meltem
kekik kokuyor ellerim hâlâ
senle yatmadım sanki
dağları dolaştım 
dizelerini
can yücel’den okuduğumuz günlerin anısına
yaşam öpücüğü vermeye kalkma

kül ve gül 
gülleri say
tek olurmuş sevgiliye verilen
şarabileri dokuz...

gül ve uzaklaş
göğüslerini aç, açıl
saçıl yeniden sokaklara 
sür tekerlekli ayakkabını
yakılmak için seni bekliyor
bu kentin erkekleri kullanılmalı

Güngör Şenkal (Avusturya)
ONLINE DERGI
Okumak için tıklayın...
Son Haberler
Copyright 2010-2011  Platform Dergisi  All rights reserved. Designed by P-Ajans