Hollanda`nın Yazarları
ONLINE DERGI
Okumak için tıklayın...
Son Haberler
Copyright 2010-2011  Platform Dergisi  All rights reserved. Designed by P-Ajans
Onlar ne anlatıyorsa yalın ve duru olarak onları yazıyoruz
Mustafa Toga 1 Ekim 1958 yilinda; Adana'nin (Osmaniye) Kadirli ilçesi, Asagiçiyanli köyünde dogmus, 1968 yilinda Faydali Köyü Ílkokulunu, 1971 yilinda Kadirli Orta Okulunu ve 1974 yilinda Ceyhan Endüstri Meslek Lisesini bitirmis. Ankara Gazi Üniversitesi, Teknik Egitim Fakültesine (ön lisans) 2 yil devam eden Toga 1976 yilinda okuldan ayrilir ve Yüksek egitimine; Çukurova Üniversitesi, Ceyhan Meslek Yüksek Okulunda devam eder ve Muhasebecilik bölümünden 1978 yilinda mezun olur.

14 Aralik 1979 tarihinde Hollanda’ya gelen edebiyatçimiz, yüksek egitimine Hollanda’da devam eder ve Hogeschool Rotterdam - Egitim Bilimleri Fakültesinden 1991 yilinda mezun olur. Bitirme tezi (Scriptie) : Asik Tarzi Siir Gelenegi ve Bati Avrupa'daki Saz Sairleridir. ?Yüksek Pedagojik Egitimine (Hogere Pedagogisch Onderwijs -Thomas More) 1 yil devam eder, (Applicatiecursus) Anadili ve Kültürü Egitimi Ögretmenligi diplomasini alir. ??           1991’den bu güne Rotterdam’da  Türkçe Ögretmeni olarak görev yapmakta olan Toga 1988 yilinda Hollanda Futbol Federasyonu Futbol Hakemligi kursunu bitirir ve 1988-1996 yillari arasinda yine Hollanda Futbol Federasyonunda (KNVB) kokartli hakem olarak görev yapar.

1986 yilinda Hollanda’da Demokratlar 66 ( D66 ) Siyasi Partisine üye olur. Parti içerisinde Rotterdam bölgesi egitim ve azinliklar komisyonu üyesi olarak görev yapar. Ayrica 1990 / 1994 / 1998 yerel seçimlerinde, Rotterdam Anakent Belediye Meclis Üyeligine D66 listesinden aday gösterilir ve 1998-2002 dönemi için Rotterdam Delfshaven Ilçe belediyesine D66 partisinden meclis üyeligine seçilir. Daha sonra kisisel sebeplerden dolayi ayrilacaktir.

Platform Dergisi ve Kadin Dergisi muhabiri,Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi Yurtdisi temsilciligi yapmakta ve Lirik türde siirler, 'çilekes insanlarimizi konu alan' öyküler yazmaktadir.


ESERLERI :
GAZLI BEZ ( öykü kitabi )
EKMEK KIRINTISI ( siir kitabi )
BUGÜN SEVGININ GÜNÜ ( siir kitabi )
ÖLÜM TEGET GEÇTI (Siirler-Röportajlar )

Mustafa Bey, söyle bir özgeçmisinize bakinca su meslekleri görüyoruz:
Muhasebeci, tekniker,  ögretmen, bilisimci, siyasetçi, kokartli hakem, sendikaci, gazeteci, fotografçi, kameraman, köse yazari, sair ve yazar. Yani hem sosyal hem fen bilimlerinde aktif olmus birisiniz.
Bilmedigimiz baska ne ugrasilar var mi?


Resim yapmayi sayabiliriz. Karakalem çalismalarin yanisira yagli boya tablolarim da var. Su an aktif misiniz derseniz zamanla yaristigim için simdilik dondurdum. Emekli oldugumda belki bir sahil kasabasina yerlesir doga ile iç içe yasarim, bu arada firça ve tuvalime tekrar kavusurum. Böyle anlatinca sakin yazi yazmayi birakacagimi düsünmeyin ha…! Bildiginiz gibi Hollanda’da ögretmenlik ve basinin yanisira ticaretle de ugrasiyorum.

Hollanda denince akla l?le, yeldegirmeni ve siyah beyaz benekli hostain inekleri gelir degil mi?

Bende bu yoldan çikarak kayinimla birlikte Izmir yakinlarinda küçük bir süt sigiri çiftligi kurdum. Sanatla çiftligin ne alakasi var derseniz  çiftligin çevre duvarlarini 2 metre boyunda 3 metre eninde yagli boya inek, buzagi, deve gibi resimler yaparak süsledim.


Hakemlik nereden çikti? nasil oldu?

80 li yillarda Hollanda’daki imkanlar bu güne göre çok fazlaydi. Baktim birinci kusak insanlarimizin dolduramadigi faliyetlerden biride futbol hakemligiydi. Bende herkesle birlikte amatör olarak futbol oynuyor, maçlara gidiyor, tuttugum takim maglup oldugu zamanda günah keçisi olarak hakemi suçluyordum. Bir gün arkadaslarla maçtan sonra Spijkenisse’de ki Hollanda Türk Spor Kulüpleri Federasyonuna gitmistik. Orada KNVB ile ortak hakemlik kursu düzenlenecegini ögrendim. Ben de diger yedi kursiyer ile birlikte katildim ve alti ay sonra diplomami aldim. Ondan sonra Hollanda Futbol Federasyonu'nu Rijnmond bölgesinde  kokartli hakem olarak 8 yil görev yaptim. Hakemlerin tarafsiz oldugunuda bu sekilde ögrenmis oldum.


Türklerin Hollanda politikasinda çok aktif, hem de her yelpazesinde. Hatta Hristiyan partilerden tutunda Türkiye'yi dislayan asiri sag partilere kadar Türkler siyasette çok aktif. Bu Türkiye'den getirdigimiz bir özellik mi acaba?

Hollanda’da Pim Fortuin önderliginde baslayan popülist akim hâlâ devam ediyor diyebilirim. Bu furyadan da basta Türkler (müslümanlar) olmak üzere yabanci kökenliler etkileniyor. Birde son yillarda global ekonomik kriz diger Avrupa Birligi ülkeleri gibi Hollanda’yi da vurdu. Tüm çabalara ragmen kriz bugüne kadar tam olarak atlatilamadi. Bankalar batti, özellikle küçük esnaf olmak üzere insaat sektörünü derinden etkiledi ve toplu çikislara sebep oldu. Bu durum asiri sagci partilerin ekmegine yag sürdü. Diger partilerde oy kaybetme korkusuyla yabancilar üzerinde politika yapmaya basladilar. Hollanda demokratik bir ülke bunun uzun süre devam edecegini sanmiyorum.

Biz Türkler siyaseti seviyoruz. Hollanda’da ikamet eden Türk kökenli vatandaslar Avrupa’nin diger ülkelerindekilere göre siyasette daha fazla aktifler diyebilirim. Bu bana göre büyük bir basari ve iyi yönde gidis, çünkü kendileri hakkinda karar alacak mekanizmelerde söz hakkina sahipler. Bugüne kadar yönetiliyorlardi bu gün ise yönetime ortaklar.
Yazi ne zaman basladi?

On üç yasimda siir yazmaya basladim tabii onlara siir denirse. Lise yillarinda bu çalismalarimi daha da gelistirdim. Birde yöresel olarak sanatçilari örnek aliyor insan. Siirde Adana’li Ahmet Selçuk Ilkan, düz yazida ise Yasar Kemal. Bunlarin kitaplarini okuyordum bol bol bu da bana ilham veriyordu. Küçük yaslardan bugüne yazmis oldugum siirlerimi “Dagarcigim” ismini verdigim bir defterde toplamistim. Daha sonra bunlari kitap haline getirdim.

Öykü de var, siir de. Hangisi daha yogunlukta? Çalismalarinizi biraz açar misiniz?

Öykü yazmaya Hollanda’da basladim. Ögretmen okulunu bitirip göreve baslayinca velilerin anlattigi hayat hikayelerini dinliyordum. Bu dini ayri dili ayri gurbet ellerde yasadiklari olaylar benim ilgimi çekiyordu. Bunlar kagit üzerine dökülmeli gelecek kusaklara aktarilmali dedim. Yazarkende anlayis seviyesi en düsük kisinin dahi anlayabilecegi kadar açik ve anlasilir sekilde yazmaya çalistim. Seçtigim öykülerden herkes bir ders çikarsin istedim. Herkese okutabilmek için duru ve herkesin anlayabilecegi bir dille darb-i meseller, atasözleri ve dramatize ederek, imgelere önem vererek yazdim.
Yeni çikan kitabinizdan bahsedelim, nasil bir kitap? neler var? kimler var? kaç zamanlik bir emek? Bu süreçten biraz bahseder misiniz ?


Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi Yayinlari arsindan çikan “Ölüm Teget Geçti” kitabimda nostaljik siirlerin yani sira degisik mesleklerle yaptigim röportajlar yer almakta. Siirlerimin iskeletini; insan sevgisi, zayifin, güçsüzün yaninda olma, doga ve vatan sevgisi olusturuyor. Röportajlarimda ise topluma mesaj agir basiyor. 45 yil önce anne babalari isçi olarak gelmis olan ve bugün ise basariyi yakalamis onlarin çocuklarinin çalismalarina yer verdim. Kanada’da ikamet eden Sufi Müziginin duayeni Mercan Dede, Almanya’dan Türk Halk Müzigi Sanatçisi Güler Duman, Hollanda Çevre ve Doga Ödülünü kazanan Sevim Zor, Rotterdam Belediye Baskan Yardimcisi ve Daimi Encümen Üyesi Hamit Karakus, Hollanda Türk Islam  Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Baskani Arif Yakisir, Ressam, Heykeltras ve Cam objesi Sanatçisi Saniye Bildircin, Müzisyen Semih Arikan, Il Meclis Üyesi Zeki Baran ve Uluslararasi sertfikali kaynakçi Ismet Deringöl ile yaptigim röportajlari bir solukta okuyacaginizi umut ediyorum. Bu kitap dört yillik bir emegin ürünü. Umarim kitap okurlarin begenisini kazanir.

Her meslek ve ilgi alanindan sahislarla röportajiniz var, ayrica  konuklarin bir kismi Hollanda toplumundan sahislar, bir kismi da Türkiye'den gelenler. Röportajlar sirasinda bir farklilik oluyor mu? Sizin yaklasiminiz veya konuklarinizin tepkileri, ektilesimlerde farkliliklar oluyor mu?

Konuklarimdan olumsuz tepkiler aldim diyemem. Sadece randevu yapmak bir araya gelmek uzun zaman aliyor. Nede olsa hepsi Türk insani Hollandalilar gibi saniye saniye randevularina sadik degiller. Bu arada kisa bir animi anlatayim. Meslekten Hollandali bir arkadasimla bir görüsmeye gidiyoruz. Randevu yerine 10 dakika önce varmisiz arkadasim arabadan inmedi “Neden?” dedim. “Saatine baksana daha 10 dakika var” dedi. Bizde ise 10 dakika önceyi birak yarim saat geç kalmalar bile normal sayiliyor. Diger bir konu ise Türkiye’den gelenlerle yapilan röportajlarda, yazi taslak halindeyken görmek istiyorlar. O zamanda güvensizlik gibi bir ortam olusuyor. Halbuki biz tarafsiz ve objektif olarak gözlemliyoruz. Onlar ne anlatiyorsa yalin ve duru olarak onlari yaziyoruz.

Kitabi Hollanda'daki (ve Türkiye'deki) okurlariniz nasil edinebilirler?

Türkiye’de Bizim Ece Edebiyat, Kültür ve Sanat Dergisi’nden, Hollanda’da ise :mustafa_toga@hotmail.com'a müracaat ederek temin edebilirler.

Yeni çalismalar, bekleyen projeler var mi?

Öyküler ve röportajlardan olusan yeni bir kitap üzerinde çalismalarim devam ediyor. Öykülerimin ana temasini gurbetteki ikinci kusak insanlarimizin yanisira Türkiye’ye kesin dönüs yapmis olanlar olusturuyor. Röportajlarda ise yurtdisinda basariyi yakalamis genç nesilin çalismalarin yer verdim. 

Merakla bekliyoruz, söylesi için tesekkür ederiz.